Nafi Güral: Türkiye’nin potansiyeli yüksek

İş hayatınızda 60 yılı geride bıraktınız. Bu süreçte en kritik kararı ne zaman aldınız, nedir bu karar?

Kütahya Gıda Sanayi Anonim Şirketi 1965 yılında kuruldu, ekmek fabrikası yapılarak işletmeye alındı. 1973 yılında porselen fabrikası kurulması amacıyla şirket unvanına porselen kelimesi de eklenerek start verildi. Ben de şirket yönetim kurulunda yönetim kurulu başkan yardımcısı olarak görevlendirildim. O yılların şartlarında yeterli sermaye oluşturulması amacıyla devlet tarafından ‘halk sektörü’ sıfatı ile yatırım hamleleri başlatıldı. Yerel halk, yerel yönetimler, yurtdışında çalışan işçilerimizin dövizleri ve lokomotif güç olarak bankaların katılımının sağlanması amaçlanıyordu. Ne yazık ki ilk üç grupta yeterli sermaye toplanamadığı için devlet politikası gereği bankalar sermaye koydular, doğal olarak hâkim sermayedar oldular. 1974 yılının ağustos ayında porselen fabrikasının inşaatına başlandığı günlerde Kıbrıs Barış Harekâtı başladı. Hatırlanacağı gibi batılılar ülkemize ambargo uygulamaya başlamıştı. fiyatları ile faizler ve de enflasyon tavan yaptı ama biz durmadık, yatırıma devam ettik. Çok zor şartlar altında, mark bazında %10/14 aralığında faizler ödemek durumunda kaldık. Bu şartlar altında fabrika 1978 yılında üretime başladı ama döviz bazında ödenen yüksek faiz, inanılmaz ölçüde artan kur farkları ve yüksek enflasyon nedeniyle şirket kendisini toplayamadı, eksi duruma düştü. 1983’te yönetim kurulu başkanı milletvekili olduğu için bankalar beni başkanlığa getirdi.

FRENE BASANLAR YERİNDE SAYDI

Yönetim kurulu başkanı olarak göreve geldiğimde kurtuluş reçetesini hazırlayıp yönetim kuruluna sundum. Reçetenin ana olmazsa olmazı sermaye artışı teklifim bankalar tarafından kabul edilmedi. Karşılık olarak bana ‘sen kendine bu kadar güveniyorsan biz hisselerimizi sana satalım’ teklifini getirdiler. Çaresiz olarak kabul ettim. Özel bankalar hisselerini bana sattılar, kamu bankaları da bana satmak yerine borsada halka arz ettiler. Böylece biz şirketin yüzde 74’lük bölümüne sahip olduk. yüzde 26’lık bölümü de borsada işlem görmeye başladı. Hâlâ da bu oranlar değişmedi. Çalıştık, şirket sıkıntılardan kurtuldu, büyüdü ve bugünlere geldik. Çok zor durumdaki şirketin sorumluluğunu almak ve sonuçlarına katlanmak kararımızın, en kritik kararımız olduğunu düşünüyorum. Başaramasaydık, şirket de biz de yok olabilirdik. Ama şükürler olsun ki başardık.

scroll to top