Anadolu’nun bilge kenti: Nusaybin

Dünya bir yüzük olsaydı, emin olun Anadolu o yüzüğün taşı, Nusaybin de onun göz alıcı yerlerinden biri olurdu. Çünkü insanlığa büyük hizmetler sunmuş büyük bilginler yetiştiren coğrafyanın kutsal dağı burası… Pers ve Roma devletlerinin arasındaki sınır bölgesinde kurulmuş Nusaybin kenti, tarihte üstlendiği bilimsel ve kültürel rollere göre ‘bilimler anası’ ve ‘bilgi kenti’ unvanlarına layık görülmüş.

Nusaybin, eski çağlardan günümüze dek pek çok medeniyetin yerleşmesine sahne olmuş. MÖ 3000’li yıllarda Hurrilerin yurdu olan bölge, MÖ 14’üncü yüzyılda Mitanni Krallığı’nın egemenliği altına girmiş. Nitekim Nusaybin’in kuzeyindeki Girnavaz Höyük kalıntıları, bu yerleşimin Mitanni Krallığı’nın merkezi ve eski bir Anadolu başkenti olduğunu gösteriyor.

Bugün Mardin’in tarihi ilçesi Nusaybin, içinden sınır geçen bir kent… Sınırın öte yanı, Suriye’ye bağlı Kamışlı. Sınırın bir tarafında okunan ezanın, çalan çanın ve öten horozun sesi diğer taraftan rahatça işitiliyor. Burada ülkelerin sınırlarında geçen filmler geliyor aklıma…

İki dinin iki kutsal mekânı

Derken kendimi ilçenin tarihi merkezinde buluyor ve Nusaybin’i önemli kılan kültür miraslarını keşfetmeye başlıyorum. 

Nusaybin’in kalbindeki avluda Müslümanlık ve Hıristiyanlık için büyük önem taşıyan iki kutsal mekân var. Ortodoks Mor Yakup Kilisesi’yle bitişiğindeki Muhammet’in 13’üncü kuşaktan torunu Zeynel Abidin’in adını taşıyan türbe ve cami… İkisinin de bulunduğu alanın UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi’ne alınması çalışmalarında sona yaklaşılmış.

Tarihi İpek Yolu güzergâhındaki Nusaybin’de Yukarı Mezopotamya’nın en eski ibadet yerlerinden biri kabul edilen Mor Yakup Ortodoks Kilisesi, aslında bir ortaçağ katedrali. Avlusundaki yapılar topluluğunun kalıntılarıyla birlikte ‘Nusaybin Okulu’ olarak bilinen tarihteki ilk üniversitelerden birinin bulunduğu, bir arada yaşama kültürünün izlerini, hafızasını bugüne taşıyan önemli bir dini kompleks. Mor Yakup Kilisesi, ayakta kalmış dünyanın en eski vaftizhanesi olarak da anılıyor.

Tarihi mabet, 8’inci yüzyılda kiliseye çevrilmiş. Bu alan, 15 Nisan 2014’te alınan kararla UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’ne dahil edilmiş.

Diğer yandan bölgede bir başka UNESCO sevinci daha yaşanıyor. Mardin’de Turabdin (Tanrı’nın hizmetkârları dağı) olarak adlandırılan bölgedeki antikçağlardan kalma dokuz ibadethanenin UNESCO Dünya Kültür Mirası Geçici Listesi’ne alınması Süryanileri sevindirmiş. Yeni hedefse daimi listede olmak. İslam ordularının Nusaybin’e girmesinden itibaren yörede mimari bir unsur olarak cami ve mescitler de kendini göstermeye başlamış.

Manastır üstüne mescit

Bunlar arasında kent mimarisinin önde gelen yapılarından biri Zeynel Abidin Camisi. Cami, yerli ve yabancı seyyahların seyahatnamelerinde mescit olarak geçiyor. Yapının üzerinde inşa tarihini belirten bir kitabe var. Mescidin, Mort Fabrunya Manastırı kalıntıları üzerinde kurulduğu düşünülüyor. Daha sonra güneybatı tarafına medrese odaları eklenmiş. Zamanla ihtiyaca cevap veremeyen mescide yapılan eklemelerle bugünkü halini almış. Zeynel Abidin Türbesi ise üzerindeki kitabeye göre 12’nci yüzyılda yapılmış. Külliye, yapı olarak bahçeli açık avlunun içerisinde kesme taş malzemeyle inşa edilmiş.

Yapının batı bitişiğindeyse Zeynel Abidin’in kız kardeşi Seyyidete Sitti Zeynep’e ait türbe var. Nusaybin’i geride bırakıp 30 kilometre kadar ilerledikten sonra, Girmeli Köyü sapağına ulaşırsınız. Burası sizi Mor Evgin Manastırı’nın kalıntılarına ulaştıracak yol…

Kartal yuvası gibi

Turabdin denilen tepeli bölge, Mezopotamya’nın gizem dolu uçsuz bucaksız ovalarına bakan bir kartal yuvasını anımsatan Mor Evgin’e ev sahipliği yapıyor. Günümüzde manastır olarak kullanılmıyor ama yüzyılların izini duvarlarında taşıyor. Bırakıp gitmek istemeyeceğiniz bir bilgelik rotası. Kutsal dönemlerin dillerini konuşan, dünyanın ilk üniversitelerini kurup filoloji, tıp, kimya, matematik, tarih, felsefe ve mantık gibi temel bilimlerin hemen her alanında büyük bilginler yetiştiren Süryani bilginlerinin kutsal dağı burası. Yunan felsefesiyle Müslüman Araplar arasında kültür köprüsü kuran bilginler, bu tarihi yapılarda vermişler eserlerini…

 Ve şimdi Doğu’nun bu bilge insanlarının hatıralarını yaşatan mabetler sizi bekliyor; onlarla tanışmanız ve keşfetmeniz için…

HER DURAKTA AYRI BİR HAZİNE

Tarih boyunca kadim uygarlıklara ev sahipliği yapan Nusaybin’de gezip görmeye değer çok yer var. Selmani Pak Türbesi, Hamidiye Şehitliği, Kışla Camisi, Alman Köprüsü, Nusaybin Kışlası, Nusaybin Hanı, Abdülkadir Paşa Konağı, Bağdat Köprüsü ve Çağ Çağ Vadisi ilçe merkezindeki ziyaret adresleri arasında. İlçenin yakın çevresindeki en gözde gezi mekânıysa Dara Antik Kenti. Mardin-Nusaybin arasındaki antik kent, restorasyonu tamamlanarak geçen günlerde yeniden açıldı. Nusaybin çevresinde eski çağlardan yaşam izleri barındıran Hesın Meryem, Yandere, Kuruköy, Serçehan ve Zıvınga Anter ile Hop mağaraları var. Ayrıca Nusaybin Kent Müzesi, Marin Kalesi, Serçhan Kalesi, Kalecik, Cihangir Bin Kasım Camisi, Ramanus harabeleri, Mor Abrohom ve Mor Yuhanna manastırları ve Dibek Köyü gezi listenize dahil edebileceğiniz yerlerden.

scroll to top